GRANADA
KİTAPTAN NOTLAR:
· 711-1492
arap kültürünü en çok hisseden şehir. En son düşen şehir
· 781
yıl arap himayesinde yaşamış bir şehirdir.
· 250.000
nüfus var.
· Frederico
garcia Lorca Granada’nın en önemli şairidir. İç savaşta burda şehit edilmiştir.
· Granada
Katedrali 1523 yılında gotik tarzda başlar sonra rönensans etkisi ile tarzında
değişiklikler olur
· Katedralin
arkasında isabel ve Fernando’nun lahitleri vardır.
· Boabdil
12. Muhammed şehrin anahtarını usulca isabel ve Fernando’ya teslim eder.
· Faslı göçmenler
oldukça çok ,meşhur alhamra birası vardır . ALHAMRA VERDE ALHAMRA ROJO
· SEVİLLA
SERAMİĞİ, CORDOBA DERİSİ VE GRANADA İPEĞİ MEŞHURDUR.
· DARRO nehrinden
gelen su ile beslenir AL HAMRA sarayı.
· Carmen
evleri türk evleri gibi bu bölgenin karakteristik evleridir.
· GIRNATA:
yabancıların tepesi manasına gelmektedir.
Granada ortalama 350 bin kişi yaşamaktadır. Arkasında Sierra nevada dağları yer almaktadır. İspanyol Yahudilerin hala oldukça çok yaşadıkları bir şehirdir. İklim oldukça ılımandır. En soğuk 4-5 derece en yüksek ise 40 derece arası değişkenlik göstermektedir.
Sierra Nevada dağlarında kayak pistleri vardır aynı anda iki mevsim yaşanabilmektedir. Dağların en yüksek noktası 4421 metre kadardır. 4 nehrin birleşmesi ile oluşan oldukça verimli topraklara sahiptir.
Bilinen isimlerinden birtanesi de yabancıların tepesi anlamına gelen GIRNATA’dır. Gharnatah musevice de yeni gelenlerin şehri yada yabancılar tepesi manasına geliyormuş. Granada ben-i Ahmer devletinin başkentiydi.
Granada diyince akla Flemenko gelir. Bizim Anadolu’da yer alan bozlaklar, Boşnak sevdalinkaları,azeri havalarınına çok benzerler, gurbet,hasret ve eziyet dolu içeriklerle yazılan şarkılar hem dans hem de müzik eşliğinde yapılan bir ritüeldir.
Granada da baharatçılara rastlarsınız hatta maraş biberlerine bile denk gelebilirsiniz bu da en son kaybedilen müslüman arap toprağı olduğu için arap esintileri hala devam etmektedir.
Pasaklı isabel hikayesi masumiyet üzerinden ayrılmasın diye hiç yıkanmamış ve vaftiz suyundan arta kalan su yağmur suları ile deteklenir ölen kişiler yaşarken günahkar oldukları için yine bu su temizlenme arınma suyu olarak mezara dökülür.
GRANADA KATEDRALİ
Kimilerine göre “Dünyanın En Büyüleyici Katedrali” olarak kabul edilen Granada Katedrali’nin yerel adı “Santa Iglesia Catedral Metropolitana de la Encarnación de Granada" şeklindedir. Gotik mimarisi ve bulundurduğu hazineleri ile katedral, turistlerin uğrak noktalarından biri olarak gösterilmektedir.
Granada Katedrali’nin Tarihi ve Mimari Yapısı
Granada Katedrali, inşaatından itibaren en büyük önemini İspanya İmparatoru I. Carlos’tan almaktadır. “Roma Tarzı” bir proje olarak, Diego de Siloe’nin Rönesans algısıyla birlikte şu anki haline getirilmesiyle birlikte katedral, kuruluş tarihinden beri en önemli Katolik mimarilerinden birisi olarak görülmektedir.
1506 yılında planlaması başlanan mimari eserin inşasında dönemin en önemli mimarları birlikte çalışmıştır.
Dış mimarisi temel olarak Gotik tarzda inşa edilmiştir. Ana cephe Alonso Cano tarafından tasarlanmıştır. Birçok Katolik katedralinde olduğu üzere eser Meryem Ana’ya ithaf edilmiştir.
Granada Katedrali’nin Değeri ve Hazineleri
Kasityalı Isabel ve Aragon Kralı Fernando’nun mezarları da Katedral içerisinde bulunmaktadır. İlk önce el hamra sarayında yer alıyorlardı.
EL-HAMRA SARAYI
Yapımı 150 yıldan fazla süren ve 37 kuleden oluşan şehre hakim bir konumda bulunan AL HAMRA sarayı zarif avlularında zevkü sefa sürülen bir saraydı.
İslam mimarisinin batıdaki en güzel eserlerinden biridir. Hemen her yerinin ALLAHTAN BAŞKA GALİP YOKTUR ( YUSUF SURESİ 21.AYET – LA GALİBE İLLALLAH)
Al hamra sarayının malzemesi zaten altında yer alıyor. Eski bir arap kalesi olan SABİKA tepesinde yer alan bir saraydır. Rakımı sadece 100 metre kadardır. Şehir genelinde bu toprak olduğundan MEDİNE AL HAMRA ( kırmızı şehir ) manasına gelen isimle anılmıştır.
Zamanla 5000 kişinin yaşadığı küük bir şehre dönüşüverdi.
Al hamra’ya su getirmek için Sierra nevada dağlarına kemerler yapıldı barajlar yapıldı.
Sarayın iç tavan süslemelerinde sedir ağaçları motifleri yaygın kullanılmıştır. Taş kabartmalalrda hüsn-i hat olduka yaygın olarak kullanıldı. Saray içinde yer alan her oda birbiri ile bağlantılıdır.
Sarayın bazı yerlerinde yer alan lacivert bezemeler afganistan’dan getirilen lacivert taşıdır.
Kastilya kraliçesi I.İSABEL savaşmadan sarayı almıştır. 12.muhammed’i savaşsız yendiler.
LA ALHAMBRA ( Arapça:Kızıl Hisar)
İspanya’nın en çok ziyaret edilen yeri. Mağripi şairler el hambra sarayını tanımlamak için zümrüt içinde bir inci yani yemyeşil doğa içinde parıl parıl parlayan bir yapı olarak tanımlarlar.
Aslen askeri amaçlar için yapılan saray daha sonra genişleyerek amacını farklılaştırmıştır. La Alhambra inşaatı esas olarak 1238 yılında, Endülüs'ün son Müslüman devleti olan Granada Emirliği'nin ilk Nasrid emiri ve kurucusu Muhammed I İbn el-Ahmar tarafından başlamıştır. Her gelen emir saraya bir yer eklemeye başladı. 5. Muhammed aslanlar sarayını yaptırdı.
El hambra sarayının kare kuleleri müslümanlar yuvarlak kuleleri hristiyanlar tarafından yapılmıştır.
Kristof Kolomb Amerika keşfi onayını bu sarayın elçiler odası bölümünden aldı.
5.CHARLES sarayı kıskançlık sarayıdır dış cephesi çıkıntılı çıkıntılı olan bir saraydır. Orta avlusu bir arena gibidir çünkü zamanında bir boğa güreşi arenası olarak kullanılmıştır.
Bilet kontrolden sonraki ilk yer divan bölümü küçük mahkemelerin olduğu alan . çinilerde ve duvarlarda GİRİN KORKMAYIN BURDA ADALET BULACAKSINIZ yazarmış.
La galibe illallah 8000 kere tekrarlanmıştır duvarlarda. Yuvarlak sade havuz sonrası hemen comeros sarayı başlar elçilerin cennet bahçelerinden sonra gelip dinlendikleri yer.
Yansımalı avlu havuz PATİO DE LOS ARRAYANES (YABAN MERSİNİ AVLUSU) bölümüdür. Üst kattaki örtülü pencereler harem olduğunu belli eder.
Elçiler odasının salonu tavanı sedir ağaçları ile uzaya benzetilmiş, gökyüzüne benzetilmiş. Burda lapis lazuli :lacivert taşları da oldukça sık kullanılmıştır. En süslü yer göz boyamak için. Güç göstergesi,zenginlik göstergesi.
ASLANLAR SARAYI avlu ortasındaki havuzda aslan heykelleri var.
Krallar sarayının tavanında renkli minyatür resimler var. Saray hayatı ,gündelik hayatı anlatan.
İki kızkardeş salonu : bol bol yoğun mukarnaslar var. Kubbe bir bal peteğini andırır.
Portakal ağaçları avlusu.
Saraydan bakıldığında görülen tepe albacin tepesi ve sacremento mahallesidir. ( çingene)
Nasrid – nasri : gırnata emirliğinde bir soy bir aile ismi.
En sonlarda uzun kule: torre de los picos( zirve kuleleri)
Torre de la cautiva: tutsak kulesi
jardines del paraiso : cennet bahçeleri
Saraya gelen Acueducto – su kemeri şehre su taşır. 2 ocak 1492 tarihinde şehrin anahtarlarını Ferdinand ve isabel’e verir. ( toplanan vergılerın yüzde 30 u , ıcerde kadın çocuk cok var kan akmasın ve gıdeceklere refakat ederız diye şartlar sunulmuş…)